10/09/2014
-Bu resmi çok seviyorum!
(Üç yıl kadar önce tuval alıp bir resim çizecektim. Aklımda çok harika bir resim vardı. Buna tüm dünya hayran kalacaktı. Ve böylece yaşadığım yerden daha da ileride, meşur zengin ve rahat olacaktım. Ancak çok aksi bir durumla karşılaştım!
Tuvali almak için biriktirdiğim paranın, kırtasiyenin ucuzladığı 23 ekim haftasına kala iki gün önce çalınması haberi beni mahvetmişti. ailemden bu parayı isteyecek olsam. "bizi zengin mi sandın?" aşağılama cümlesine maaruz kalacağımdan sormaktan vazgeçiyordum. Soruyu soramamamamın en büyük nedeni ise para biriktirdiğimden haberlerinin olmamasıydı. Sonunda parayı kimin çaldığını öğrendim. Ve paramı ondan tam olarak almam kırtasiyenin ucuzlama haftasının son gününe denk geldi. Paramı çalan kişi açgözlü babamdı! Paramı iki gün içinde sezdirmeden harcamıştı. Tek kuruş kalmamıştı. Bir gece odasından hırkasını alıp getirmemi isteyince garipseyerek dolabına gittim. Babam da hemen arkamdan geliyordu ama yetişememişti çünkü ben artık paramın kimin çaldığını öğrenmiştim! Dolaba gizlenmiş "tuval param" yazan yırtık notumu görmüştüm! Hemen altında "iki koli" gereksiz "içki" hem de en markalısından! Bana bakacak yüzü hala vardı! Kolilerin hemen yanındaysa bir paket pirinç... O gece tek kelime etmeyecektim. Ancak yanından geçerken söylemeden edemedim! "helal olsun sana çaldığın param!" diyebildim. Evden ayrılıp "aklımdaki resmi çizmeli ve zengin olup bu iğrenç hayattan defolmalıyım!" planlarıyla epey yol yürüdüm. sonunda bir karar verdim! Eve gizlice dönüp üzerime örttüğüm beyaz çarşafımı ve bitmek üzere olan boyalarımı alıp oradan ayrıldım! Ertesi gün evden üçyüz metre kadar uzaklıkta bir park alanında bank'a oturmuş parmaklarıma bakıyordum. Sonunda ne çizeceğimi unutmuştum ve ağlıyordum. yeni bir tuvale sahip olursam belki çizmek istediğim resim aklıma gelecekti...
Ama bir sorun vardı! Ben çarşafın üzerine ellerimle boyamaya başlamıştım bile... Yanımdan geçenler etrafıma toplanmış bana bakıyorlardı. Ne çizmeye çalıştığımı anlamak istiyorlardı. Doğrusu ben de ne çizmek istediğimi veya neyi çizmekte olduğumu bilmiyordum. Aradan otuzdört saat geçmişti. Açlığı hissetmiyordum. Ay ışığında ne karaladığımı anlamıyordum! Sonunda biri karşıma dikildi ve bana seslendi!
-Eve dön! Sana paranı vereceğim.
Evet babamdı. Yüzüne bile bakmadan boyamaya devam ediyordum. O orada yokmuş gibi... Akşama kadar yanımda kalmıştı benden çıt çıkmayınca yanımdan ayrıldı. Ellerim bir fırça gibi nasıl bu kadar ince çizim yapabiliyordu? Ve çarşafı ince çalışmalarla doldurmam neden bu kadar hızlı zamanda az yer tutabiliyordu? Ve ertesi gün babam karşımda bir tuvalle; "eve dön bak sana tuvalini aldım. Sana söz bir daha senin paranla içki almam. Dönecek misin?" dedi. Ben de öyle bir niyet yoktu... Bu kez de yanımda tuvalle beni beklemeye devam etti. Daha sonra karşımda şık giyimli bir adam belirdi. Resmime alıcı gözüyle bakıyordu. Bense resmi bitirmemeye karar verdim. Arapça gibi soldan sağa doğru ilerlettiğim "yirmi hayvan bir tebessüm" resmini durdurmuş şık giyimli adama bakıyordum. Bana elini uzatmıştı. Ben de önceden tanışmış gibi elinden tuttum. Onun bana güven veren ya da sıcak bakışlı samimi hissettiren kişiliği bana öz baba şevkatini hissi veriyordu. Onunla giderken babam ne kadar tutup kendine çeksede onu hissetmiyor duymuyordum. arabaya bindiğimde hala onu tanıyormuş gibi güvenilir bir hisle evine kadar gittim. Bu adam orta zenginlerden biriydi. Bana tuval almıştı hem de istediğim ölçülerdeydi. Hayalimdeki resim yeniden aklıma gelmişti. Boyalar vardı yepyeniydiler! Ve bir koca palet! Konuşmadan, boyamaya başladığım tuvale hayranlıkla bakan bu şık giyimli adam bana bakmaktan mutluluk duyar gibiydi. Sonunda beni zengin edecek olan o harika düşündüğüm resmi yaptım! Bitmişti! Çok detayı vardı.
O adamla birlikte tanışıp konuşmaya başladık. Beni üç gündür orada izliyormuş. Resimlere çok değer veriyormuş. Bana ünlü ressamlardan topladığı sergi salonunu gezdirdi. Ve o kadar zenginliğin içinde kendini kaybetmeyen bir hanımın evine götürdü. Bu hanım şık giyimli yakışıklı bulduğum beye karşı çok nazikti. Onu öz baba hissiyle takip ederken birden ona aşık olduğumu anladım. Bu nasıl bir his idi? Beni bir resim yarışmasına koyacaklarını söylediler. Kazanırsam çok zengin olacağımı... Ancak içimde başarmak konusunda garip bir his vardı. Kazanacağımı biliyor ama bunu istemiyor gibiydim... Sonunda yarışma günü geldi çattı! Yarışmada birinci olmuştum. Çizim konusu "bir çocuğun güzel anıları" idi... Çoğunluk Çocuk ve bahçe çizmeye yöneldiğinden fark yaratmak istemiştim. Ve çocuksuz bir çocukluk resmi tamamladım. Yedi seviyeyide birincilik ve başarıyla tamamlımış ve yeterince para kazanmıştım. Sekizinci ve son seviyede ise bir şey hissediyordum. Çok tuhaftı. Zenginliği dengede tutabiliyordum gözüm dönmemişti. Peki bu tuhaf his neyin nesiydi?
1)...
♡KeikoKaniHoshi♡